1950’leri Keşfet!

Modanın romantik dönüşümü

50’ler… Modanın romantik dönüşümü… Omuzlar daralmış, bedenlerin korsajları balenlerle iyice daraltılmış, etek boyları diz altına çekilmiş, jüponlar yine olanca feminenliğiyle abajur görünümlü eteklerin altında.. Gizli ama daha feminen bir görünüm yaratıyor kadında… Dior nefesi “New Look” kadınlarına çok iyi gelmiş, Paris Tuileries’de balerin zarafetiyle yürümüyor sanki süzülüyorlar. Alabildiğine alımlı, onları keskin bakışları ile izleyen erkek kalabalığı arasında…
Aklıma hep küçüklüğümde sıklıkla izlediğim Hollywood filmleri geliyor. Kadınlar daha 60’lardaki feminist hareketten habersiz… Sanki tek ilgi alanları moda ve güzellik.. Masal gibi değil mi! Şimdilerde çok imkansız gibi geliyor bana…

50’ler ve Pin-Up Girls

40’larda savaş yıllarında imkansızlıklar nedeni ile moda sektörü iyice daralmıştı. Kadınlar şıklık yarışından vazgeçmiş, bulabildikleri kumaşlarla dikilen maskülen kıyafetlere yönelmişlerdi. Savaştan sonra cepheden dönebilen erkek sayısı, kadınların şansını zorlar durumdaydı. Modacılar bu sırada devreye girdi ve kadını yeniden Parisienne (Parizyen) havasına soktular. Pin-Up Girls!.. Bu da benim 50’lere verdiğim ad.

50’lerin el işi göz nuru emprime kumaşları

50’lerin emprimelerine hiç dokundunuz mu? Bunlar kumaşın tuşesi tabir edilir tekstilde. Şöyle parmaklarınızı kumaşta gezdirin, ipeğin ağırlığını hissederken, elleriniz kayar gider kumaşta…
İçinizde çok kıymetli bir şeye dokunduğunuza dair huşu ile karışık bir duygu belirir. İpek gerçekten de çok değerlidir, ipek böceğinin sağılmasından iplik haline gelinceye kadar ne çok aşamadan geçer, gerçek ustaların emeğiyle… Kumaş olur, bu sefer de iş, terzinin maharetine kalmıştır, kumaş atölyede masaya yayılır, çıkarılan kalıplar sabunla çizilir, kesilir. Gelsin artık drapeler, pliseler, volanlar, nervürler, reglan kesimler, turvakar kollar… Atölyenin bir kısmında kızlar kendi aralarında gülüşerek gergeflerde kumaşları boncuklarla, pullarla donatırlar. Bir elbise yaratılırken, herkes bir dokunuşla onu var eder. Geçmişteki işinin hakkını veren tüm ustalara saygı duyuyorum. Onlar gerçekten zanaatçı değil, işinin ehli sanatçılardı.

Pembe, sade, ipek ve 50’ler

50’lerin ipek çok sade bir Pied de Poule elbisesiyle Sevgili Nihan Buruk… Biliyor musunuz eskiden terziler bir mimar titizliğiyle çalışırlardı, eğer kumaş çizgili yada ekose ise deseni tekrar etmek, çizgiyi çizgiye denk düşürmek için büyük bir çaba gösterirlerdi, zaten bunu yapamayan bir atölyede kalfa bile olamazdı.
Kloş eteklerin ucuna bez parçaları ile kamuflaj yapılmış, kurşunlar dikilirdi, rüzgarda uçuşmasın diye… Keza koltuk altlarında pamuktan yapılmış, elbisenin zarafetini asla bozmayacak şekilde dikilmiş küçük yorganlar vardı üçgen. Herhangi bir terlemenin kumaşa vereceği zarar için… Fermuarlar da, çıtçıtlar da, agraflar da minicikti, kadının zarafetine eşlik ederlerdi. Hele düğmeler, rengarenk, alı, moru, pembesi, turkuvazı… Ki bunu başka bir paylaşımıma saklıyorum, beni çok etkilemiştir, bu küçücük aksesuarın elbiseye kattığı değer kadar, kadınların düğme seçmede gösterdikleri özen… Hep geçmiş diyorum, çünkü herhangi bir iş, zanaattan çıkıp sadece para kazanmaya dönüştüğü zaman neye benzediğini günümüzde ortalıktaki bir sürü nesnede açıkça görüyoruz. Bu benim fikrimce sadece göz kirliliği…