1960’ları Keşfet!

Annem gibi giyinmeyeceğim… Mini etek başkaldırısı ve Hippiler…

Londra’da başlayan gençlik depremi sonucunda, moda sokakların sesine kulak vermeye başladı. Haute Couture pahalı kıyafetlerden vazgeçildi, daha kolay elde edilen hazır giyime yönelindi. Hippie-Look akımının etkisiyle büyük, çiçek desenli etnik kıyafetler, çılgın takılar, blue jean hayatımızdaydı artık. 60’lar bende özgürlüğün zirve yaptığı dönem olarak kalmış.

Radikal değişimlerle, yaşayan birçok kavram altüst edildi, en başta kadınlara hissettirmeden çalışma hayatına girdi, doğum kontrol hapları doktorlar tarafından önerildi. Dünya gençliği, refah seviyesi ne olursa olsun uzaklardaki ezilen halkların sesine ses oldu. Ben değil, biz olma fikri benimsendi. Politikada, Allendeler, Gueveralar, Castrolar değişim hareketine öncülük ettiler. Yeni dönemin en büyük sloganlarından birisi “Sıkı Durun Gençler Geliyor” idi.

“Benim adım KIRMIZI”

60’lı yıllar plastik malzeme yeni hayatımıza girmiş. Aman Allah’ım, bir tutku bir tutku… Her şey naylon, çoraplardan, geceliklere, iç çamaşırından küpelere, yer gök, rengarenk plastik… Ben bu döneme “Lolipop Vintage” adını taktım. Geriye dönüp baktığımda bu kelimelerden başkası gelmiyor aklıma. İşte bu yandaki mont rugan görünümlü plastik.. Tam Brigitte Bardot’un giydiklerinden, ama çanta kırmızı rugan.. Benim adım “KIRMIZI” yani…

60’ların mantoları hikayeleri kadar güzel

Biliyor musunuz, vintage bir giysi aldığınızda sadece kumaş ve iplik ya da tarz satın almazsınız, birinin geçmişinin bir parçasını da alırsınız.
Mesela yandaki leopar desenli triko manto, 60’ların ortalarının İstanbul’unda bir kadın, bunu belki de kocasının mütevazı bütçesini zorlayarak bin bir ricayla aldırmış, Beyoğlu’nda Dormen Tiyatrosu’na giderken giyeceğini düşlemiştir büyük bir hevesle. Sahnede, Gülriz Sururi’yi Zilha rolünde izlerken, tiyatronun fuayesindeki vestiyere bıraktığı dekarı oyunun tüm fısıltılarını onunla birlikte dinlemektedir. Gelecekte, siyah beyaz fotoğrafların büyük bir titizlikle sıralandığı albümü, elleriyle okşayarak, bakın diyecektir torunlarına “Ben bu dekarı 1964’te Keşanlı Ali Destanı’nı izlemeye giderken giymiştim.”
Belki de mantonun başka bir hikayesi vardır, kim bilebilir…
60’ların giysilerini ona uygun çantalarla kombinliyorum. Siz de bir hikaye yaşamak ya da yaşatmak isterseniz, buyurun gelin binlerce hikayesi olan Pied de Poule’e.

Gözalıcı florasan renkler

60’lı yıllarda çantalar kısa saplı, kasnaklı, çoğu kutu görünümünde…
50’lerden farklı olarak gözalıcı florasan renkler, kontrast olarak kullanılmış. Uzun saplı modelleri anca 67’den sonra yavaş yavaş görünmeye başlandı.
Pied de Poule’da özenle korunmuş, dönemin mükemmel işçiliğini yansıtan çantalar, kendisini en güzel şekilde taşıyacak yeni sahibini bekliyor.