1970’leri Keşfet!

Çan paçalı pantolonlar, pançolar, geniş yaka slim fit desenli gömlekler…

“Only Need is Love” dönemi desem yalan olmaz. Ama bir taraftan da, herkesin ayakları sağlam basıyor yere.. Sadece “Özgürlük ve Barış” istiyoruz, baskıya kulaklarımız tıkalı… Yaşayanlar, o günleri dudaklarında hafif bir gülümsemeyle anıyorlardır eminim… Yaratıcılık tavanda… Sadece hayalde kalmıyor, hayata geçiriliyor. Nasıl anlatılabilir, bazen sadece gözümde canlanıyor ama kalem duraksıyor, gitmiyor ileri..

Gelelim sokaklara… Sokaklar podyum gibi. En süper miniler o dönemde giyildi, en kısa şortlar da… Ayaklarda yüksek puntolu ayakkabılar, bacakları sımsıkı saran çorap çizmeler. Üste maksi paltolar, trençkotlar, uzun triko yelekler. Mini retro desenli, sanki küçük kardeşimizin gibiymiş gibi duran kazaklar, süeterler… Geniş kenarlı şapkalar, renkli dümdüz bereler, onlarla kombin upuzun kaşkollar, eldivenler hatta çoraplar.

Tabii ki İspanyol paça pantolonlar, vücuda yapışan sivri yakalı, belde biten florasan renkleriyle bluzlar. Avangard elbiseler, ayak bileğine inen. Bazen çan, bazen karpuz kollar, neredeyse dirseğe uzanan manşetler. Ceket pantolon takımlar. Amerikan pazarlarından aldığımız Wrangler, Lee, Levi’s jeanlerimiz, kısa jean montlarımız, altında kesler, hush puppies botlar.

Neredeyse tüm gençliğin tercihi parkalar, Che bereleri, asker postalları…

Eeeee hippiler nerede? Çiçek desenleriyle süslü otobüsler Sultanahmet Meydanı’ndan kalkarken Katmandu’ya. Yener’in yerinde diller birleşmiş, sınırlar kalkmışken. 60’lardan beri dünyayı sarsan Hippie look akımı bir kenara atılır mı?

Gelsin çiçek desenli elbiseler, pantolonlar, bluzlar. Saçlarda bandanalar, püsküllü yelekler, salaş sandaletler, kovboy botları, Indian desenleri, kolyenin bin türlüsü sıra sıra. Dillerde özgürlük şarkıları. Aşkı simgeleyen Serge Gainsbourg & Jane Birkin. Sinemada, 70’lere damga vuran Love Story, Hair Müzikali, Bonnie and Clayde, Godfather.

Müzik dünyayı sallıyor, Santana, Janis Joplin, Doors, Eric Clapton, Bob Marley, Jimi Hendrix…

Yaz yazabildiğine…

Edebiyata hiç girmeyeyim çıkamam, uzar gider.

Şimdi gel de böyle bir dönemi sevme. Herkes kendi gençliğini özler… Amma… Orada durun işte…

“Hippie akımı”

70’ler…
Otorite karşıtlığı, özgürlük rüzgarları, eşitlik ön planda, aşk her yerde, en büyük sloganı:
“MAKE LOVE NOT WAR!”
Süper miniler, maxi deri paltolar, çorap çizmeler, mini şortlar, geometrik desenler, etnik motifler giyimde yer almaya başlamış, hippie akımı… En sevdiğim “Biba” Koleksiyonları (London Fashion Store). İyi ki, 70’lerde genç olmuşum. Nihan Buruk çok teşekkürler çekim için…

‘Once Upon A Time’ diyelim…

70’lerin başında radikal bir değişim yaşadı moda dünyası. Maxi, midi terimleri hayatımıza girdi.. Önce bir tedirginlik yaşandı, birkaç ay kuşku ile yaklaşıldı. Gençler öncülük etti. Maxi deri veya tüvit kumaştan paltoların içine süper mini etekler ya da elbiseler giyildi, bacaklarda rengarenk retro desenli çoraplar, çorap çizmeler. Kafamızda sımsıkı bereler, gözlerde Twiggy makyajı… O zamanın güzelim İstanbul’unda , Bağdat Caddesi’nde, Nişantaşı’nda, Beyoğlu’nda podyumdaymış gibi salım salım yürüyerek gezinen kızlar… Tam moda çekimlerine uygun fotoğraf veriyorlar. “Once Upon A Time” diyelim…

70’lerin yün montları modası

70’lerde ilk defa Londra sokaklarında görülen yün montlar, rengarenk florans renkleriyle yine moda… Bunların benzerlerini büyük firmalar da yaptı. Ama taklitler aslını aratır. Bu kış soğuğunda sımsıcak, yumuşacık, üstelik benzersiz olmak istemez misiniz?

70’lerin bonbon renkli çorap ve ayakkabıları

“All we need is Love” dönemi desem yalan olmaz. Ama bir taraftan da, herkesin ayakları sağlam basıyor yere… Sadece “Özgürlük ve Barış” istiyoruz, baskıya kulaklarımız tıkalı… Yaşayanlar, o günleri dudaklarında hafif bir gülümsemeyle anıyorlardır eminim. Yaratıcılık tavanda… Sadece hayalde kalmıyor, hayata geçiriliyor. Nasıl anlatılabilir, bazen sadece gözümde canlanıyor ama kalem duraksıyor, gitmiyor ileri.
Ve işte 70’lerin en sevdiğim puntolu bonbon renkleriyle ayakkabıları… Seçmekte zorlanırsınız emin olun, birini almışken tüm paranızla, diğerinde aklınız kalır. Onlarla birlikte giyilen desenli veya düz naylon çorapların, bazen kombinleri olurdu yün eldiven ve atkıyla… Vitali Hakko, bu ülkenin modasına ne çok şey kattı. Muhakkak her evde vardır onun bir ürünü… Sevgili 70’ler, sevgili gençlik arkadaşlarım… Hepiniz anılarımda varsınız hiç unutulmayacak şekilde.❤️

Her kombine uygun maksi elbise

70’ler… Ahhh ne güzelsiniz! Her şey güzel, hayat, müzik, değişim,tabii ki moda.
Sinemalar dolu, karaborsa biletler yok satıyor. Tiyatrolarda biletler günler öncesinden tükeniyor. Gençler iki kuruşluk harçlıklarını, 45’liklere, long playlere, kitaplara yatırıyor. Yeni çıkan yayınlar bir nefeste okunup, yenisi bekleniyor sabırsızlıkla. Kimsede hayallerini gerçekleştirememe gibi bir endişe yok. Başarı onu en çok isteyenin, çalışanın elinde, ayrı gayrı yok, ayırımı daha duymamışız.. İdealist, hümanist, özgürlükçü, yenilikçi bir sürü genç insan. Yeni fikirler, açık sözlülük, tartışma ortamı, gerçek sevgi, gerçek arkadaşlıklar, dayanışma, kimse kimsenin kuyusunu kazmıyor. Bizler kötülüğü öğrenmedik, onun için bu dönemi çok yadırgıyorum belki de.. Yandaki foto bana dönemin modasının ne seçkin olduğu hissini verirken, hissettiklerimi de yanında getiriyor. “Ahhh” diye iç çekmemek imkansız…
Triko, kolsuz maksi elbiseyi, her şekilde değişik kombinlerle kullanabilirsiniz. Ben içine kontrast renkte incecik bir balıkçı yaka kazak öneririm. Plastik iri karelerden oluşan kolye en sevdiklerimden, içinde olmayan renk yok gibi… Kırmızısı, mavisi, moru, gerisini siz tamamlarsınız zaten…