Anahit, ne de yakıştı sana…

50ler vintage, 50ler elbise, vintage elbise, retro giyim

50ler vintage elbise, bugünün 70 yaş üzerindekileri hatırlatır. Yaşlılığın trajedisi yaşlı olmak değil, özünde genç olmaktır. Ve kadınlar perdelerin kapandığını asla kabul etmezler. İla 6. Perde açılsın diye beklerler.

Madam Anahit ağır adımlarla, loş yatak odasına girdi, masif ceviz gardırobun ağır kapısını açtı, o anda Ma Griffe kokusu odaya yayıldı, nefesini derin derin çekerken, elinin tersini ipek elbiselerin, saten tuvaletlerin, tüvit tayyörlerin, fransız dantellerin, ermin kürklerin, chincilla etollerin üzerinde kelebek dokunuşu ile gezdirdi. Bütün gençliği gözünden geçti, film şeridi gibi… Hafızası hala çok güçlüydü. Unutmayı yasaklamıştı kendine… Herbirini nerelerde giydiğini, niçin aldığını tek tek hatırlıyordu.

Beyaz puanlı prıltılı tuvalet

İçlerinden birini rastgele seçti, siyah üzerine beyaz puanlı kendinden pırıltılı bir tuvaletti seçtiği. Yatağın kenarına ilişti, daldı gitti anılara .. 1954’te ablası Tatya’nın , Beyoğlu Balıkpazarı’ndaki “Üç Horon” Klisesi’ndeki düğününde giymişti. Kucağındaki muhteşem kıyafeti, Madam Meri’ye diktirmişti annesi, paraya kıyıp.. Kortejin başında yürüyecekti, hafife alınamazdı.

“Ah keşke genç olsam”

Tekrar o güne geri döndü, ağır adımlarla ablasının arkasında yürüyüşünü hatırladı.  Nasıl da uzun gelmişti on, on beş adımlık mesafe… Heyecandan avuçları ter içindeydi, herkesin gözü üzerinde idi sanki. Uzak bir akrabanın “Nasıl da yakışmış” dediğini duydu, yanından geçerken… Genç olmayı, o elbiselerin kendisine o kadar yakışmasını istedi yine…

Ayağa kalktı, varaklı aynanın önünde durdu, elbiseyi üzerine tuttu, hala aynı ölçülerde idi, yüzü yaşını elverse de…

Gözü konsolun üzerindeki eşinin fotoğrafına takıldı özlemle, kolunda 50ler vintage elbise ile gardıroba doğru bir adım attı..Sanki kocasının sesini duydu o an, “Anahit ne yakıştı sana…”

Yüzüne bir ışıltı yayıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir